Kış aylarında çatıdan inen kar ve buz, yalnızca çatı kaplamasını değil, yağmur suyunu güvenli şekilde tahliye eden olukları da doğrudan etkiler. Özellikle yoğun kar alan bölgelerde olukların taşıma kapasitesi, bağlantı detayları, eğimi ve montaj kalitesi kritik hale gelir. Doğru planlanmamış bir sistemde küçük bir deformasyon bile su taşmasına, cephe lekelenmesine, yalıtım hasarına ve uzun vadede yapısal problemlere yol açabilir.
Kar yükü oluk sistemi üzerinde hem dikey hem de yatay yönde baskı oluşturur. Çatıda biriken kar erimeye başladığında su oluğa yönelir; ancak donma-çözülme döngüsü sırasında bu su tekrar buz haline gelirse oluk içinde ağırlık artar. Bu durum askı elemanlarının gevşemesine, oluk hattının sarkmasına veya ek yerlerinde açılmalara neden olabilir.
Karın çatıdan ani kayması da önemli bir risktir. Özellikle metal çatılarda veya yüksek eğimli yüzeylerde kar kütlesi tek parça halinde oluğa çarpabilir. Bu darbe, oluğun formunu bozabilir ya da kelepçelerin taşıyabileceği yükün üzerine çıkarak kopmalara sebep olabilir.
Olukların verimli çalışması için suyun iniş borularına doğru kontrollü bir eğimle ilerlemesi gerekir. Kar ve buz ağırlığı nedeniyle oluşan sarkma, suyun belirli noktalarda birikmesine yol açar. Biriken su tekrar donduğunda yük artar ve problem hızla büyür.
Oluk ekleri, dirsekler ve iniş borusu bağlantıları kar yükünden en fazla etkilenen noktalardır. Montaj sırasında yeterli bindirme yapılmadıysa veya uygun sızdırmazlık malzemesi kullanılmadıysa, kış sonrası damlama ve kaçaklar görülebilir.
Oluk içinde yaprak, çamur veya kuş yuvası gibi tıkanıklıklar varsa eriyen kar suyu tahliye edilemez. Su taşarak cepheye akar; soğuk havalarda ise oluk kenarında buz setleri oluşur. Bu buz kütleleri hem yapıya hem de yaya güvenliğine risk oluşturur.
Oluk malzemesinin kalınlığı, dayanımı ve bağlantı sistemleri kar yüküne karşı belirleyicidir. Galvaniz, alüminyum, bakır veya PVC seçenekleri farklı performans özelliklerine sahiptir. PVC oluklar hafif ve ekonomik olabilir; ancak yoğun kar yükü altında bağlantı noktalarında deformasyon riski daha yüksektir. Metal sistemlerde ise doğru kalınlık ve kaliteli kaplama tercih edilmediğinde korozyon sorunu gündeme gelebilir.
Kar yükünün yüksek olduğu bölgelerde yalnızca malzemeye değil, askı aralıklarına da dikkat edilmelidir. Askı elemanları çok seyrek yerleştirilirse oluk kendi ağırlığını taşısa bile kar ve buz yükü altında esneyebilir. Bu nedenle proje koşullarına uygun aralıklarla sabitleme yapılması gerekir.
Kışa girmeden önce olukların temizlenmesi en temel adımdır. Yaprak, tortu ve çamur birikimi giderildiğinde eriyen kar suyu daha kolay tahliye edilir. Temizlik sırasında yalnızca görünür oluk hattı değil, iniş boruları da kontrol edilmelidir; çünkü tıkanıklık çoğu zaman boru dirseklerinde oluşur.
Kar tutucu sistemler, çatıdan karın kontrolsüz şekilde kaymasını önlemeye yardımcı olur. Bu ekipmanlar özellikle eğimli çatılarda kar yükü oluk sistemi üzerindeki ani darbe etkisini azaltır. Ancak kar tutucu seçimi çatı kaplama tipine, eğime ve bölgesel kar yoğunluğuna göre yapılmalıdır.
Ayrıca oluk eğimi düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Gözle fark edilen sarkmalar, ek yerlerinde damlama veya iniş borusu çevresinde nemlenme varsa kış beklenmeden müdahale edilmelidir. Küçük bir kelepçe gevşemesi zamanında giderilmezse tüm hat boyunca deformasyona neden olabilir.
Oluk hattında belirgin eğilme, bağlantı kopması, cephede su izi veya saçak altında nemlenme varsa profesyonel kontrol önerilir. Uzman ekipler yalnızca mevcut hasarı değil, hasarın nedenini de değerlendirir. Böylece gereksiz parça değişimi yerine doğru noktaya müdahale edilir.
Yeni bir yapı ya da yenileme projesinde ise bölgenin kar yükü değerleri, çatı eğimi, saçak ölçüsü ve su tahliye kapasitesi birlikte ele alınmalıdır. Doğru hesaplanmış, uygun malzeme ve sağlam montajla desteklenmiş bir oluk sistemi, kış koşullarında daha güvenli çalışır ve bakım maliyetlerini azaltır.